keyfehli.net header image 2

Phuket Notları – III

Ekim 23rd, 2010 · 1 Comment · Günlük

11 Ekim 2010

Balayı da bitti. Şu an Phuket’de havaalanındayım. Check-In yaptırdıktan sonra kahvemi aldım ve bir köşede bu satırları yazıyorum. Burcu ise alışverişte.

Kendimi yorgun ve huzurlu hissediyorum. Yorgunluğum zihinsel değil, daha çok fiziksel. Zihinsel olaraksa tatil bana çok iyi geldi. Yeni bir yoğun döneme girmeden önce yenilenmeye ihtiyacım vardı.

Son olarak fil safarisinden ve Phuket’in en hareketli yeri olan Patong’a gitme planlarımızdan bahsetmiştim. Tatilimizin dördüncü gününün önemli bir kısmını otelde ve civarında dinlenerek geçirdikten sonra akşam üzeri bir taksi ile Patong’a gittik. Nai Yang Beach’ten (konakladığımız lokasyon) Patong’a gitmek 1 saatten fazla sürüyor. Taksiyle 700 Baht’a gidebililiyorsunuz (30 Baht ortalama 1 $ ediyor). Taksi arzu ederseniz dönüş için sizi 4 saate kadar bekleyebiliyor.

Patong’da alış veriş yapabileceğiniz birçok mağaza mevcut. Bunun yanında çokça gece kulubü, bar ve restoran da var. Seks turizminin tavan yaptığı bölgelerden biri Patong. İki adımda bir karşınıza hayat kadınları çıkıyor. Bir noktadan sonra mide bulandırıcı düzeye inebiliyor gördükleriniz. 14-16 yaşlardan 40′lara varan bir yaş aralığında fahişelerin yanından geçip sahile varıyorsunuz. Konakladığımız bölgede fazla güzel kadın görememiş ve “Tayland’lı kadınlar pek güzel değil galiba” genellemesini yapmıştım. Patong’daki kadınların çoğu amiyane tabirle taş gibiydi. Bu defa da “Tayland’daki (en azından Phuket’de) güzel kadınların çoğu fahişe” genellemesini yapmaktan kendimi alamadım.

Malum turizmin yoğun olduğu ara sokaklardan sahil şeridine geçtiğinizde daha çok restoranlarla karşılaşıyorsunuz. Türlü deniz ürünleri tadabileceğiniz, canlı müzik olan şık mekanların yanında Burger King, Mc Donald’s da bulabilirsiniz.

Gözümüze kestirdiğimiz bir balık restoranının tezgahından yiyeceğimiz deniz ürünlerini seçtik. Tezgahın önündeki abi koca bir tepsi dolusu deniz mahsülünü önerdi. İstakoz, karides, yengeç, midye, kalamar ve adını bilmediğim bir balıktan oluşan tepsinin cazibesine kapıldık ve siparişi verip içeri geçtik.

Sahnede İngilizce şarkılar söyleyen 3 kadın vokal ve 4 enstrümanistten oluşan bir grup vardı. Gayet güzel çalıp söylüyorlardı.

Yiyeceklerimiz geldiğinde ise yarı utangaçlıkla birlikte büyülendik. Zira 2 büyük tabak ve bir tepsiden oluşan koca bir sofra vardı önümüzde. Bizim tepsideki ürünler pişirilince devleşmişti resmen. Bu gece uzun olacak deyip yemeye başladık.

Yediklerimizin her biri ayrı lezzetliydi. Ancak üzerinde peynir eritilmiş istakoz uzak ara favorimiz oldu. Bu cezbedici deniz mahsülünün diğerlerine göre neden bu kadar pahalı olduğunu da anlamış bulunduk.

Yemeğin sonunda bir Türk olarak canım helva çekti, tabii Tayland’ın orta yerinde helva ne arasın diyerek Haagen-Dazs’dan dondurmayla idare ettik. Tokluk ve yorgunluk mayışıklığı da beraberinde getirdi, dönelim diye söylenmeye başladım. Bir de Phuket alışveriş namına satılanlar pek kayda değer değildi. Hediyelik eşya satan mağazalardaki ürünleri bizdeki ne alırsan 1 TL türünde yerlerde rahatlıkla bulabilirsiniz. Bazı mücevher ve takı satan mağazaların fiyatları da Türkiye’dekinden farklı değil, hatta yer yer daha da pahalı. Tabii bu kadar çabuk dönmek Burcu’nun içine sinmezdi, dolayısıyla yürümeye devam ettik.

Birkaç hediyelik ıvır zıvır aldıktan sonra 11′e doğru bizi getiren taksicinin yanına gittik ve günü biraz erken tamamladık. Ertesi gün erkenden kalkıp herkesin pek bir methettiği Phi Phi adasına gidecektik.

Başrolünde Leonardo Di Caprio’nun oynadığı The Beach filminin çekilmesiyle daha bir popüler hale gelen Phi Phi adasına gitmek için sabah 6′da kalktık. Otelde kahvaltımızı yaptıktan sonra minibüse binip bir yat limanına ulaştık. Burada İsviçre’li rehberimizle tanıştıktan sonra kafilemizle birlikte sürat motoruna bindik. Gün boyu sürecek gezide 4-5 ayrı lokasyon vardı (Bu arada yanımda 4 Tayland’lı ya da başka bir uzak doğu ülkeli genç kadın oturmuş kağıt oynuyorlar ve öyle bir konuşmaları var ki oturup dinlemesi düşman başına). 1 saat 15 dakikalık oldukça sarsıcı (fiziksel olarak) bir yolculuktan sonra ilk koya ulaştık ki dalgalardan dolayı yanaşamayıp başka bir koya doğru yöneldik. Yolcular çöp poşetlerini almaya başladılar, dört bir yanımda kusanların sayısı hızla arttı. Arkamızda Almancı bir Türk çift oturuyordu (evet Türkler her yerde). Kadın olanı sarsıntı ve mide bulantısından bayılma noktasına geldi. Benim de midem pek iyi durumda değildi açıkçası. Neyse ki kusmadan atlattım tehlikeyi. Ancak dalgalardan ve sarsıntıdan bir miktar korku yaşamadık değil. Bir daha sürat motoruna binersem iki olsun deyip bir sonraki koyda biraz yüzüp bünyeyi toparladım.

Bir iki koya daha uğradıktan sonra, yemek faslı, bir koy daha derken akşamı ettik. Turdan genel alarak pek haz aldığımı söyleyemem. Geçen yıl Bodrum’un koylarında yaptığımız basit tekne gezisi çok daha keyifliydi. Yorgunluk ve bünyenin sarsılması da cabası oldu. Phi Phi adası pek de matah bir yer değilmiş.

Akşam yemeği için ikimiz de deniz ürünü istemiyorduk. Bir önceki gün yediğimiz dev menü bizi deniz mahsüllerine doyurmuştu. Pizzacıya gidip bir şeyler atıştırdık. Tatilin kalan kısmında da birkaç aperatif dışında balık ve türevlerinden uzak durduk.

Son günkü programımız ise otelde ve civarında iyice dinlenmekti. Havuz başında ve kumsalda bolca tembellik yapıp kitap okumak benim için deniz kum güneş konseptli tatillerin en keyifli yanı. Aktivitelerden, oradan oraya koşturmaktan pek hoşlandığım söylenemez. Burcu bu konuda benim tam tersim. Bıraksam son gün dahi bir yerlere sürükleyecekti, neyse ki bana acıdı : )

12 Ekim 2010

Yazıya Phuket’de başlamıştım ama şu an Singapur’dan Dubai aktarmalı olarak İstanbul’a giden uçağımızdayız. Yeri gelmişken gidiş ve dönüşte Singapur Airlines ile uçtuk. Şu ana dek uçtuğum en kaliteli şirket olduğunu söyleyebilirim. Bu kadar uzun yolculuk kötü bir uçuş şirketiyle çekilmezdi zaten. Dönüş yolculuğunda benim için tek tatsız olan yansa yemeklerdi. Uçak biletlerini alırken deniz ürünleri tercihi yapmış bulunduk. Giderken oldukça hoşumuza gitti. Yemek servisleri öğle ve akşam yemeği saatine denk geldi ve gayet güzel yemekleri (somon, karides vb.) afiyetle yedik. Dönüşte de akşam yemeği saatinde gelen balığı canım pek istemese de (zira Phuket’de deniz ürünlerine fazlasıyla doymuştum) yedim. Bununla birlikte kahvaltıda karşıma soslu somon koyduklarında Singapur’lu hostes ablaya “Ben Türküm, sabahın 5′inde bunu yiyemem” desem de kendisi beni pek anlamadı. Yemekle birlikte verilen marmelat, meyve ve kahve ile idare ettim ben de.

Notlar şimdilik bu kadar. Daha çok katıldığımız aktiviteleri ve yaşadıklarımızı aktaracak şekilde yazmaya çalıştım. Balayı lokasyonuna karar vermeden önce Phuket’le iligili bu tür yerel içerik arayıp birkaç blog yazısı dışınnda pek bir şey bulamamıştım. Biraz da gitmeyi düşünenlere fikir vermek amacıyla paylaştım başımızdan geçenleri. İşe yararsa ne ala.

Tags:



1 yorum↓

  • 1 M Emre CAN // Eki 23, 2010 at 20:01

    insanın evlenip balayına gidesi geliyor :)

Yorum Yaz

Spam Protection by WP-SpamFree