keyfehli.net header image 2

Phuket Notları – II

Ekim 9th, 2010 · 1 Comment · Günlük

7 Ekim

İkinci günümüzde güneşi görmemizin ardından otelin plajında soluğu aldık. Nai Yang Beach adı verilen plaj Phuket’in görece sakin bir lokasyonunda. Bir önceki gün yağan yağmurdan dolayı su biraz bulanıktı ama oldukça sıcaktı.

Burcu’nun son dakikada havaalınındaki marketten çantaya attığı ve artık bir tatil klasiğimiz haline gelen Tadım kokteyl kuruyemişlerin eşliğinde içkilerimizi yudumladık ve ikide bir yanımıza masaj yapma hevesiyle gelen ablayı takip edip bir masaj salonuna attık kendimizi. Tombik bir Tayland’lı teyze tarafından bir saat hamur gibi yoğruldum. Masaj sonunda kısmi bir rahatlama söz konusuydu ama daha net bir şey beklediğimi inkar edemem. Şu dünyada Thai masajı da yalanmış onu anladım.

Otelin havuzunda bir miktar serinledikten sonra karnımız acıkmaya başladı. Bir akşam yemeğimizi otelde yemeyi planlıyorduk ve ikinci günün akşamı restoranda açık büfe deniz ürünleri gecesi olduğunu görünce soluğu Tin Mine isimli restoranda aldık. Türlü deniz ürünlerini denedik, hatta biraz da fazla denedik, ama balıkların lezzeti bir önceki gün salaş bir restoranda yediğimiz balığın yanında vasat kaldı. 3,5 kata yakın fazladan ödediğimiz hesap da cabası. Özetle ödenilen parayla alınan keyif arasında her zaman doğru orantı olmuyor.

Üçüncü gün pek içimden gelmese de fil safarisine katıldık. Bir kısmı abidik gubidik (maymunun hindistan cevizini ağaçtan nasıl düşürdüğünün, hindistan cevizinin Tayland’lı bir abla tarafından nasıl ayıklandığının, 3-4 yaşında fillerin nasıl türlü şebeklikler yaptığının, gecenin bir yarısı kafalarındaki ateşlerle adını unuttuğum bir ağacın reçene vari ürününün nasıl toplandığının sunumları gibi) aktivitelerin yanında bir Tayland yemeğini hazırlanma aşamaları, yarım saatlik fil sırtında gezi gibi görece daha enteresan şeyler denedik. Aslında fillerin sırtında gezinme faslı beni bir miktar huzursuz etmedi değil. Hem fili yönlendiren görevlinin aklı bir karış havadaydı, hem de hayvanlara eziyet ettiğimiz düşüncesi aklımın bir kenarından çıkmıyordu. Tabii emir büyük yerden olunca boyun eğmekten başka çaremiz kalmadı : )

Akşamüzeri de bir tekne ile birkaç koy gezip yemeğimizi okyanusta yedik. Turun benim için en keyifli anı bu kısımdı kuşkusuz. Deniz her haliyle insana dinginlik ve huzur veriyor.

Geceyi otelin farklı mekanlarında geçirdikten sonra odamızın balkonunda ıvır zıvır atıştırırmanın ardından bu satırları yazabiliyorum. Burcu da balkondaki küvette, köpüklerin içerisinde keyifle meşgul. Hayat ona güzel : )

Yarın Patong denilen Phuket’in en hareketli bölgesine gideceğiz. Biraz hediyelik eşya alımı, belki bir yemek planlarımız arasında.

Birazcık Tayland’dan bahsetmek gerekirse fakirlik ve az gelişmişlik sokaklara çıktığınızda kendini hemen belli ediyor. Tayland’ın para birimi olan Baht’ın değeri oldukça düşük. 15 TL gibi bir paraya 1 saat masaj yaptırabiliyorsunuz mesela. Ya da 50 TL’ye 2 kişi koca bir balığı yanında içkilerinizle birlikte yiyebiliyorsunuz. Örnekleri çoğaltmak mümkün.

Kaldığımız otelse tatilin en keyifli ayrıntılarından biri. Indigo Pearl birkaç sene önce gerçekleşen tsunami sonrası 2009′da adını unuttuğum ünlü bir mimar tarafından tamamen baştan tasarlanmış. Objelerin zerafeti, personelin nezaketi üst seviyede. Buraları görmeyi düşünenlere tavsiye ederim.

Genel olarak keyifli geçiyor balayı. Bir daha 16 saat yolu çekip buralara geleceğimi zannetmem ama Phuket’in ömürde bir kez görülebilecek yerlerden biri olduğunu söyleyebilirim.

Not: Türkiye’ye döndükten sonra bir fotoğraf seçkisi de paylaşmayı planlıyorum, ancak şimdilik buna vakit yok maalesef.

Tags:



1 yorum↓

  • 1 Deniz Aytekin // Eki 9, 2010 at 18:54

    ‘Şu dünyada Thai masajı da yalanmış onu anladım.’
    ahahahhahah

    abi hadi gelin de anlatın filleri milleri yaaa.

    yalnız balkonda küvet, küvette köpük iyiymiş allah için =)

Yorum Yaz

Spam Protection by WP-SpamFree