keyfehli.net header image 2

Masumiyet Müzesi’ni Okurken

Aralık 11th, 2008 · No Comments · Kitap

Orhan Pamuk’un romanını çıktığı gün büyük bir hevesle almıştım. Bir yandan iş, bir yandan da okul derken, kitaba başlamayı mezuniyet sonrasına (söyleyince tuhaf geliyor ama hepsi hepsi 1 ay kaldı) bırakmıştım. Ancak bütün bayram tatilini çalışarak geçiremeyeceğime, boş zamanlarımda makale okumak zorunda olmadığıma karar verip geçtiğimiz Cuma akşamı Masumiyet Müzesi’ne başladım. :)

Kitabın henüz yarısında bile değilim ama dikkatimi çeken birkaç noktayı yazayım.

Pamuk’un dili gün geçtikçe basitleşmekte. Bunu olumsuz bir şey olarak söylemiyorum. Aksine basit yazabilmek büyük bir maharettir. (İyi kötü yazıyla uğraşan birisi olarak uzun ve anlaşılmaz cümleler kurma huyumdan kurtulmaya çalışmışımdır. Yine de can çıksa da huy çıkmıyor.) Orhan Pamuk’un Benim Adım Kırmızı’dan sonra yazdığı iki roman (Kar ve Masumiyet Müzesi) daha rahat ve hızlı okunabilmekte. Kara Kitap’ı, Benim Adım Kırmızı’yı bir haftada ya da 10 günde okumak hatadır benim için. Ağır ağır okumak gerekir ki tadına varılsın, gerçekten anlaşılsın.

Orhan Pamuk eski roman karakterlerine, ailesine ve kendisine takılmaktan büyük bir haz duyuyor. Masumiyet Müzesi’nin en uzun bölümlerinden biri olan “Nişan”da Pamuk ailesine,  Orhan Pamuk’un kendisine, Kara Kitap’ın efsane köşe yazarı Celal Salik’e, Cevdet beyin oğullarına rastlamak çok güzeldi.

Kitabı okudukça bir takım notlar da alıyorum her zamanki gibi. Onlardan biriyle bitireyim bu yazıyı.

“Her akıllı insan hayatın güzel bir şey olduğunu, amacının da mutlu olmak olduğunu bilir” dedi babam üç güzel kızı seyrederken. “Ama sonra yalnızca aptallar mutlu olur. Nasıl izah edeceğiz bunu?”

Tags: ·······



Yorum yok.↓

  • Şu ana dek yorum yapılmamış. Yorum yapmak için aşağıdaki formu doldurunuz.

Yorum Yaz

Spam Protection by WP-SpamFree